
Kazanma hevesini sistematize etmiş bir takımla, aynı şeyi başarmak için fazla 'kasamayan' bir takımın maçıydı dün akşamki. Alman takımının oyuncuları kesinlikle top hakimiyeti anlamında bizimkilerden(Götze hariç) daha üstün değil. Buna karşın bizimkilerin aksine neyi yapıp ne yapamayacakları konusunda sağlam bir fikirleri var ve herkes bölgesinde kendi meziyetleri çerçevesinde çok basit ve organize oynuyor. Bol ver-kaç'lı, akıcı ve zeki oyunları tarafsız seyirciler için çok keyif verici olmuştur eminim.Aynı zamanda, kırmızılı takımdan sadece Burak'ta görebildiğimiz sürekli top alabilmek için boşa çıkma eğilimleriydi onları üstün kılan.Bütün bunların yanında dün akşamki ilk 11'in içinden 7 oyuncu'nun FC Bayern'de birlikte oynuyor oluşu da şüphesiz onlara çok yardımcı oluyor.
Skor yüzünden Milli Takım'a beş para etmez muamelesi çekecek değilim.Doğru, kontrol bizde değildi ancak yine de yakaladığımız kontrataklarla ilk yarıda bir kaç tane pozisyon bulduk. Bunları aşırı heyecan ve beceriksizlik yüzünden kullanamadık. Almanya gibi (özellikle fiziken bu kadar kötü olduğunuz bir maçta) sizi açması an meselesi olan bir takıma karşı bu kadar pozisyon bulup atamazsanız sonucun negatif olmasına çok şaşmamalı. Başka bir günde en kötü berabere bitirebilirdik bu maçı. Ancak bazı kırılma noktaları takımın zayıf halkaları üzerinden kendisini gösterince bu durum ortaya çıktı. Uzun süredir hala nasıl milli takıma seçildiğini anlayamadığım Servet (hizipçilik bu kadar mı güçlü bu ülkede allahaşkına ?) bir kez daha ne kadar kötü bir oyuncu olduğunu bize haykırınca Gomez mükemmel bitirdi mesela. Servet ne olur Milli Takım'dan emekli olduğunu açıklasın yoksa korkarım antrenör kim olursa olsun kadroya çağırılmaya devam edilecek. En büyük trajikomedi herhalde Servet Rijkaard'dan sonra Hiddink'i de yerse olacak. Bu arada Hiddink herhalde kendisini bir danışman göreviyle buradaymış gibi hissediyor. Dün akşam da Oğuz Çetin'in takımını denetliyormuş havasındaydı. Milli takım yönetimine kusur bulacağım noktalar oyuncu ve mevki seçimleri olabilir. Emre kenarda bulunacak kadar hazır ise o pozisyon'un oyuncusu olmayan Sabri'nin önünde ilk 11'de yer alabilirdi(veya Hamit rahat ettiği bölge olan ortaya çekilebilirdi mesela). Yine Türkiye'yi seçti diye sevindiğimiz Ömer Toprak da kadroda olabilirdi.
Kademe bilen ender Türk oyunculardan biri olan ve benim de favori adamlarımdan Hakan ise yıllardır taşıdığı 'banko sol bek' unvanının sallantıda olduğunu fark edip kendine gelmeli artık. Gökhan Töre'yi ise ilk kez canlı izleyip oldukça beğendim. Hatta bence Azerbaycan maçına ilk 11'de başlamalı. Canlı izlemek için heveslendiğim adamlardan biri de Neuer'di ve beklentilerimi fazlasıyla karşıladığını söyleyebilirim. Tek numarası refleksleri değilmiş, ayağı da mükemmel. Zaten goller'in ikisinde asisti o yaptı.
Organizasyon anlamındaki kalite farkı, yanlış tercihler, panik gibi faktörler yüzünden kaderimizi yine başkasının eline (ayağına) bıraktık. Umarım elemelerin son gününde ilkokul'daki tarih derslerinden beri hayatımızda olmayan 'Almanlar kaybedince biz de kaybetmiş sayıldık' geyiğine başvurmak zorunda kalmayız.
Dipnot:
-NTV'yi, yayınladığı 'synthesizer'i yeni keşfeden montajcılar' tarafından yapıldığını tahmin ettiğim berbat tanıtımlar için ayıplıyorum.
- Yukarıdaki resmi posta koymak için birşeyler ararken tesadüfen buldum. Benim tercihimle birebir örtüşmüyor ama dün akşamkinden daha iyi bi kadro olduğunu düşündüm,hoşuma gitti.
No comments:
Post a Comment