Thursday, October 13, 2011

Play-off


Yandaki fotoğraf Hırvatistanla son karşılaşmamızdan. Srna'nın kendini paralaması bizi bile üzmüştü izlerken.

Bilindiği üzere milli takımımız bugün yapılan kura çekimi sonucunda Euro 2012 baraj maçları için Hırvatistan'la eşleşti. Aslında potansiyel rakiplerimizin hepsiyle(Bosna-Hersek,Hırvatistan,Çek Cum. ve Portekiz) son bir kaç yılda karşılaştık. Bosna hariç diğer 3 takım katılmayı başardığımız son turnuva olan Euro 2008'de grupdaşlarımızdı. Bosna ile de o turnuvaya giden yolda aynı gruptaydık. Kimle oynayalım diye bana sorsalar şu anda bir geçiş dönemi yaşayan Çek Cumhuriyeti'ni isterdim. Çek takımı an itibariyle kariyerinin alacakaranlığını yaşayan 'yıldızlar' ve 'yapım aşamasında' gelecek vaat eden gençlerden oluşuyor, Kaleci Cech dışında kulüp seviyesinde zirvede oyuncuları olduğu söylenemez. Onlar da Karadağ'ı çektiler ve ben bu eşleşmede Karadağ'ı daha şanslı görüyorum(Jovetic, Vucinic ve Vukcevic'ten kurulu bir hücum hattı çok tehlikeli).

Bizim açımızdan tur ortada. Yakın zamanda karşılaşmış olduğumuz ve tanıdığımız bir rakiple oynayacak olmamız avantaj. Aksi takdirde bizimkiler isimlerini bilmedikleri oyuncularla oynayınca işi ciddiye almayabilirlerdi (Letonya'yı hatırlayınız). Ben bu anlamda Hiddink'in de artık 'Turkish way' olarak mı nitelendirir bilemiyorum ama yumurta kapıya gelince sorumluluğu ele alıp Hırvatistan'ı iyi analiz edeceğini düşünüyorum. Hırvatlar'ın Srna ve Modric gibi avrupa'nın en 'baba' takımlarında direkt oynayabilecek oyuncuları var, bu bir gerçek. Yine de Semih'in volesinden sonra hep yokuş aşağı gidiyor gibi bir görüntüdeler. EURO 2008'den hatırladığımız 'turnuva'nın gizli favorisi' Hırvatistan gibi değiller. Dört yıl önce her futbol magazin programında elektro-gitar çaldığı kliple tanıtılan Bilic'in, özel hayatıyla ilgili ortaya çıkan skandallardan sonra ülkesinin basını nezdinde eskisi kadar popüler olduğu da söylenemez.

Geçen cuma 0-2'lik mağlubiyetle döndükleri eleme grubundaki Atina deplasmanında Vukojevic ve Modric'in merkez orta sahaya yerleştiği 'milli takım favorisi' bir 4-2-3-1 oynadılar. Bu ikilinin önünde Eduardo sağda, Kranjcar forvet arkası, Mandzukic solda ve Rangers'lı Jalevic ise santrfordaydı. Basit savunma hatalarıyla gelen goller yediler. Bize karşı da cuma günkü konstantrasyon seviyesiyle oynarlarsa şansımız artar.

Sonuç olarak Türk Milli Takımı'nın daha önce de olduğu gibi Hırvatistan'ı aşacak oyuncuları mevcut. Cevabını beklediğimiz soru şu; Kasım ayında oynanacak maçların kadrosu bu yeterli kabiliyetteki oyunculardan mı kurulacak ? Kamuoyundaki (ya da kamuoyunu yönlendiren basın da diyebiliriz) 'Hiddink'e rağmen play-offtayız' havasına rağmen tur şansımız Hollandalı'ya bağlı ve ben şahsen kendisine güveniyorum. Umarım bu turun sonunda da başlıktaki manzarayla karşılaşırız !

No comments:

Post a Comment