
Ülkemizde 'yan pas' yapmanın son derece gereksiz olduğuna dair yaygın bir kanı var. Gerçekçi olmamız gerekirse, bu ön yargıyı Türkiye'nin futbol konusunda 'zamanın ruhu'nu yakalamakta zorlanmasına bağlayamayız.
Zira, İngiltere liginde bile Claude Makelele Mourinho rehberliğinde bunu izleyiciye öğretene kadar 'top tutmak' sanki bir suçmuş gibi davranılıyordu. Chelsea'nin 50 yıl sonra gelen şampiyonluğuyla beraber, ortalama İngiliz futbolsever'in aklındaki 'yan pas' tabusu da yıkılmaya başladı.
Bu tarz bir genellemenin ne kadar boş olduğunu bize her hafta kanıtlayan bir oyuncu mesela Xavi Hernandez.
Sonuçta Mustafa Sarp, Ayhan ve Barış üçlüsünün yaptığı yan paslar ile, Xavininkiler bir değil. En son CL maçında BATE Borisov'a karşı maçın ilk yarısında tüm BATE onbir'inden daha çok pas yapmış Katalan oyuncu.
Bazı 'cesur' futbol yorumcularının salık verdiği gibi sürekli ileriye oynama kaygısı içerisinde olsaydı Xavi, böyle bir istatistikten söz edemezdik.
Oyun boyunca, asıl amacı topu karşı tarafa vermeyi reddedip, rakibin dizilişinde oluşacak boşluklara aktarabilmek olan takımlar için vazgeçilmez bir araç yan pas. Tabi ki bu bahsettiğimiz paslarla sahanın doğru yerine doğru zamanda buluşacak takım arkadaşlarının varlığı da eşit derecede önem arz ediyor.
Kim bilir ? Belki bizde de 'yan pas' larla sonuca gidebilen bir takım çıktığında, genellemelerin yanlışlığının farkına varabiliriz.